1şarkı1hikaye: L’appuntamento/Ornella Vanoni

298

2008.
İstanbul Üniversitesi.
Fındıkzade’de bir kız yurdu.
6 kişilik odada benden başka kimse yok o gece.
Sabah 04.00.

Muhtemelen yine bir şeye üzülmüşüm.
Zaten benim ağlamam için pek mühim şeyler olması gerekmedi hiç. Her zaman kendi kendine ağlamayı becerebilen biri oldum.
Kısmet.

***

Samsung marka kaydırmalı kapaklı bir telefonum var.
Radyolu filan.
Yurtta odada 6 kişi kalınca mahremiyet ancak kulaklıkla oluyor.
Odada yalnız olsam da alışkınım kulaklıkla gezmeye.
Taktım.
Kapıdan girince sağdaki ranzada alt katta yatıyorum.
Pembe pike.
Mavi pijamalar.

***

Playlist nimetinin henüz bende var olmadığı, gelişine şarkı dinlediğim günlerden biri.
Şarkı tutup ‘bundan sonraki bilmem kime olsun’, ‘ondan bana olsun’, ‘aman şu çıkarsa kesin hoşlanıyor’, ‘bu çıkarsa bana kızgın’ diye şarkı tuttuğum zamanlar.
Muhtemelen bu-şu-o’nun konudan haberi bile yok.
Olsun.
Ben tutayım da şarkımı, ya tutarsa 🙂

***

Radyo.
Ornella Vanoni.
L’appuntamento.

Ne anlama gelir acaba diye sabaha kadar düşündüğüm ama acı çektiğinden emin olduğum sözler.
“İtalyanca öğrensem ya” diyorum içimden. “Ne güzel olur.”

***

Sene 2018
İstanbul
8 yıldır Milliyet.com.tr’de çalışıyorum.
Masamdayım.
Etrafımda onlarca insan.
Mail arşivimi temizlerken son 8 seneyi baştan yaşıyorum.

***

Eski playlistimi buluyorum.
Ornella söylüyor.
İtalyanca öğrenmişim.
Ne demek istediğini anlıyorum bu sefer.
Eşlik ediyorum içimden.
Ama hala o yurttaki yataktayım.
Üstümde pembe pike.
Mavi pijamalar.

Tabii ki üzülüyorum. Zaten hala pek de bir sebep gerekmiyor üzülmem için.
Olanlara, olmayanlara ve olamayacaklara.

03.07.2018

İstanbul