Bana Masal Anlat – Derya Özel

275
“Masallar küçükleri uyutmak büyükleri uyandırmak için anlatılır” diyor Derya Özel, Anadolu Masalları’nı derlediği yeni kitabı Bana Masal Anlat’ta.
Derya soyadı gibi özel bir kadın benim için. Bir Mardin seyahatinde sadece yolumuzun değil hayatımızın bazı anlarının da kesiştiğini öğrendiğim bir kadın. Masallarla hep iç içe olan Derya, bu kez Anadolu Masalları ile karşınızda. Hem masalları, hem Anadolu kadınını hem de Bana Masal Anlat kitabını konuştuk.
Derya Özel kimdir? Ben biliyorum ama herkes için önce kısaca seni tanıyalım mı?
Üniversite için İstanbul’a gelmiş, geliş o geliş burada kalmış, Radyo Tv Sinema okumuş ve çeşitli TV Programları sunmuş bir İzmirliyim. İnsanın kendini anlatması zordur, kısaca hayatımın bilgisini vermek daha da zor. İş güç derken hayatıma ikiz kızlarım da girince anne & çocuk konularında köşe yazamaya başladım. 8 yılda yüzlerce köşe yazısı ve iki kitap yazıp aynı zamanda TV programları yaparak çocuklarımla birlikte büyüyorum.
Sen aslında hep masallarla iç içeydin. YouTube’da açtığın Masla Deryası kanalında çocuklar için masal okudun. Nereden geliyor bu masal merakı?
Masal Deryası kanalını açmamın en büyük sebebi, iki küçük kitap kurdunun annesi olmamdı. Kızlarıma kitap yetiştiremiyorum. Bu en çok seyahatlerde sorun olmaya başladı. Her yere kitap taşımak pek kolay değil, ben de Youtube’a masallar yükleyip, taşıması en kolay araç olan cep telefonumdan istedikleri zaman masal dinlemelerini hedefledim. Hem benim çocuklarım, hem de başka çocuklar ne kitapsız, ne de masalsız kalsın diye giriştiğim bu iş, kendi kendine başka bir projeyi doğurdu. Cezaevlerinde anneleriyle kalan 0-6 yaş çocuklar için tüm okunan kitaplar toplanıp yollanmak üzere bir havuzda toplanmaya başladı. Çok yakında hepsi miniklere ulaşacak.
Bana Masal Anlat fikri nasıl çıktı ortaya?
Baktım ki çocuklar kadar büyükler de masal dinlemeye bayılıyor, o zaman neden kendi kültürümüzün masallarını hatırlamayalım diye düşündüm. Çocuklarımız Külkedisi’ni bilirken, neden Keloğlan ya da Dede Korkut bilmiyorlar? Ya da biz kaçını hatırlıyoruz? Hem işim gereği çok seyahat ediyorum hem de benim ruhumu besleyen en büyük hobim olduğu için çıktığım gezilerde hep ülke masallarını toplamaya başladım. Macar masalları, Kore masalları, Çingene masalları gibi başka kültürlere ait masalları okudukça, bizim kültürümüzün masallarının unutulmaya başladığını farkettim. Kitabın adı da her gece duyduğum cümleden çıktı “Bana masal anlat”
Kitapta kaç masal var? Ne tür masallar?
Kitapta 22 masal var. Son iki masal, bir masalın çeşitli yerlerde anlatılan farklı iki versiyonu olarak derlendi. Bir Keloğlan ve bir Dede Korkut masalı var. Diğerleri yöresel masallar. Amasya, Tokat, Mardin, İstanbul, Ege, Tunceli, Urfa, Adana ve Van masallarına yer verdim. Devlerin, cinlerin, cadıların, iyiler ve kötülerin olduğu fantastik hikayeler. Bizler, kültürümüzün muhteşem sembolleri, Anadolu motifleri ve ahlakıyla donanmış müthiş bir zenginliğin içindeyken, bunları unutmuş olmamız üzücü.
Masalları nasıl derledin? Masal dediğimiz şey anlatılan bir yazın türüdür. Masalları dinleyerek mi derledin?
Masal anlatıcılığı o kadar eski ve kadim bir gelenek ki, bunlarla büyümüş bir ecdadın torunları olarak kendini iyi ifade edebilen bir neslin son halkalarından biriyim belki de. Kitabı hazırlarken öğrendiğim beni çok etkileyen bir şey oldu; dedemden hatırladığım Tokat masalını aslında dedemin kardeşi 1960’larda TRT radyosunda anlatırmış. Masalı o kadar iyi anlatırmış ki, onu dinlemek için evin önünde kuyruk oluşur, her gelen elinde minik hediyeler getirirmiş. Buradaki çoğu masalı dinledim, bir çoğunu daha önce duymuştum, sadece bir kaç araştırmayla sağlamasını yaptım. Masalın temel amacı da zaten budur. Okur yazarlığın az olduğu, kitap basılmadığı çoook eski zamanlarda, insanların kültürlerini aktarabilmek için yaptığı en kıymetli şeylerden biri de buydu.
Bana Masal Anlat için nerelere seyahat ettin? Hangi yörelerden masallar var bu kitapta?
İşim gereği çok seyahat ediyorum ama işini yapıp dönenlerden olmadım hiç. Gittiğim yerin dokusunu havasını solumak, oraya ait ne varsa hissetmek gibi bir derdim olur. Pek çok yerde masalcılar beni buldu. Soluklanmak için oturduğum bir yerde bir amcanın gelip bana masal anlatması gibi, benim arayıp da bulamayacağım hazineler, kendiliğinden yoluma çıktı. Mardin Masalcılar Buluşması zaten benim için bir cennetti. Ülkenin neredeyse tüm masalcılarının katıldığı bir buluşmada heybem masallarla dolmuştu zaten. Ben oralara gitmeden, farklı üllerin masalları bana gelmişti. Tunceli (Dersim) masalını da ben Mardin’de dinledim.
Bu kitap küçükler mi yoksa büyükler için mi? Hedef kitlesi nedir?
Masallar hep küçükler içindir gibi bir algı olsa da aslında küçüklerimize anlatabilmemiz için önce bizim öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Kitap okumak büyük ayrıcalık ama anlatmak çok daha heyecan verici ve birleştirici bir eylem. Bir çocuğun masal anlatabilmesi, kendini iyi ifade edebilmesini de sağlar. Hayal gücünü kullanır, tüm bedeniyle olayı yaşar gibi kullanarak karşısındakini ikna edebilmesi, inandırması gerekir. Bunu da kimden öğrenir, elbette büyüklerinden. Bizler kendi masallarımızı öğrenir, çocuklarımıza tiyatro oynar gibi anlatırsak, onlarla kurduğumuz iletişim güçlendiği gibi, beden ve zihin koordinasyonunu da kendini doğru ifade edebilmeleri için eğitmiş oluruz. Sorunun tam cevabı ise, bu kitap çocuklarına masal anlatabilmeleri için büyüklere yazıldı.
Bana Masal Anlat içerisinde anlatanı veya hikayesi seni en çok etkileyen hangi masaldı? Kısaca okurlarım için bana anlatır mısın?
Tokat masalı dedelerimden miras olduğu için onun yeri bende ayrıdır fakat derlediğim masalların her biri benim çocuklarım gibi. Ayrım yapmam neredeyse imkansız. Bir tek Şahmaran masalı, kitaptaki en hüzünlü masal olduğu için belki de, ona daha hassas olduğumu itiraf edebilirim. Şahmaran, yılanların sultanıdır ve bir insana aşık olur. Birbirlerini seven bu çifti, insanoğlunun aç gözlülüğü ayırır. Şahmaran da son yolculuğuna giderken tüm bilgi ve şifasını yer yüzü bitkilerine verir fakat sonsuza kadar yaşayıp her gün acı çekmesi için sevdiği adamı lanetler. Dünya üzerindeki hiçbir yılan, Şahmarın’ın öldüğünü bilmez. Eğer bir gün öğrenecek olurlarsa, dünyayı yılanların basacağına ve bir yılanı öldürmenin kötü şans getireceğine inanılır. Bu masalın her tülü psikolojik, sosyolojik ve tarihsel araştırması yapılmalı bence. En eski batıl inançların sebeplerini, sembolik anlatımlarla bulabiliyorsunuz.
Kadınlar masallarda ne tür rollerde? Masal anlatıcılığı daha çok kadınların üstlendiği bir rol gibi geliyor bana sen ne dersin?
Mardin’de konuştuğum bir masalcı (onlara “dengbej” deniyor), “Masallar kadınların şifa bulduğu yerdir. Çünkü kadınlar hep kaybettiklerini masallarda yaşatır ve kendi şifalarını orada yaratırlar” demişti. Beni çok etkiledi bu söyledikleri. Biz de çocuklarımıza masal anlatırken yepyeni bir dünya yaratmıyor muyuz? İyilerin hep kazandığı, kötülerin cezasını bulduğu, zekanın, vefanın ve bilgeliğin bize neler kazandırdığını anlatmanın en güzel yolu masallardan geçiyor. Kadınlar da bunu o zamanlardan beri çocuklarını eğitmek ve kendilerini iyi hissettirdikleri bir dünya yaratmak için kullanmışlar.
Kitabın en başında Kitap Cini var. Neymiş bu kitap cini çok merak ediyorum. Nereden öğrendin bunu?
Seyahatler insana inanılmaz bilgiler sunuyor. Kitap cini yani eski adıyla Kebikeç olarak bilinen cini ben Mardin’de öğrendim. Çok eskiden Osmanlı’da yazılmış en değerli el yazması kitapların başına “Ya Kebikeç, kağıdı koru” yazılırmış. Kağıdın yıpranmasından ya da kitap kurtlarından koruduğuna inanılan bir cin ya da melek olduğu söylenir. Yazılana verilen kıymet, onu korusun diye yapılan tılsımlardan da anlaşılıyor. Benim de çok hoşuma gitti ve böyle kadar kıymetli bir hazineyi ancak masalsı bir cin koruyabilir diye düşünerek kitabın başına bu yazıyı koydum.
İkiz annesisin. Senin kızlar kitabı nasıl karşıladı?
Aslında biz kızlarla birlikte hazırladık bu kitabı. Dinlediğim masalları önce onlarla paylaştım. Gözlerini benden ayırmadan dinlediler. Tabii masalların başındaki çizimler onlara da sürpriz oldu. Çok sevgili Nilüfer Özel, bu masallara ruh katan çizimleriyle hepimizi büyüledi. Kızlar çok gurur duyuyorlar haliyle. Okuldaki havalarını anlatamam 🙂
Anadolu Masalları tek bir kitap mı yoksa devamını görecek miyiz?
Anadolu büyük bir derya… Tek bir kitapla anlatılamayacak kadar engin. Ben devamını yazmayı, bilmediğim masalları dinleyip onları derlemeyi çok istiyorum. Okuyuculardan da böyle bir talep var, ben de masal toplamaya devam ediyorum bu arada. İkincisi elbette gelecek.
Bana Masal Anlat – Anadolu Masalları hem küçükler hem de büyükler için müthiş bir kitap. Kendi kültürünüzü öğrenmek ve öğretmek isterseniz mutlaka edinmeniz gereken bir kitap.
Bol okumalı günlere..
Gizem Aydoğan