Kadına Şiddet Her Zaman Bağıra Bağıra Gelmiyor

912

Kadına şiddet… Yalnızca ülkemizde değil tüm dünyada en can yakan gerçeklerden biri. Ülke, coğrafya, meslek grubu ayırmıyor.

Peki biz neler yapıyoruz?

Geleneksel ve sosyal medyada kadına şiddet ile ilgili mücadele veriyoruz.
Bakanlıklar, vakıflar, dernekler her gün Kadına Şiddet kampanyaları yürütüyor.
Kadına şiddet davalarında emsal teşkil edecek kararlar veriliyor, şiddete meyilli kişileri caydırıcı cezalar uygulanıyor.

Sonuç: Umut verici ama yeterli değil.

Peki neden aynı noktada sayıyoruz gibi geliyor?
Ya da kökten çözüm için ne yapmak gerekiyor?

Bence ilk olarak şunu anlamak gerekiyor:
Kadına şiddet her zaman bağıra bağıra gelmiyor.

Dünyanın en klasik ama en eğitici hikayesidir sıcak su ve kurbağa hikayesi.

Bilmeyenler için kısaca yazayım:
“Bir kurbağayı kaynar suya atarsanız hızlıca sıçrayarak kaçar ve kurtulur ancak kurbağayı soğuk suya koyar da suyu yavaşça ısıtırsanız kurbağa ortama adapte olmaya çalışırken ölür.”

Kadına Şiddet de pek çok aşamada böyle geliyor.
Haşlanan kurbağa gibi yaşıyoruz şiddeti.

Bir sevgilimiz/eşimiz/partnerimiz oluyor.
İlk talebi profil fotoğrafımızın fazla çekici olduğu ve bunu değiştirip birlikte bir fotoğrafımızı koymamız.
Sonrasında giyilen kıyafetlere karışma geliyor.
Tatlı tatlı geliyor.
“Kimsenin sana kötü gözle bakmasından hoşlanmıyorum, ne gerek var?” diye geliyor. “Sana güveniyorum ama etrafa güvenmiyorum” diyor.
Bir sonraki adım arkadaş seçimine karışmak oluyor.
Bu esnada “açık saçık” tabir edilen bir kıyafet giyildiğinde “Sana baksınlar istiyorsun da giyiyorsun” lafları geliyor.
Görüşülmesi istenmeyen karşı cinsteki arkadaşlarla tesadüfen bile bir araya gelseniz, “Nasıl da denk gelmiş” yargısıyla karşılaşıyorsunuz.
Karşınızdaki küsüyor, surat asıyor, sesini yükseltiyor.

Şiddet her zaman tokatla başlamıyor ki kaçıp kurtulalım.
Yavaş yavaş geliyor.
Fark ettirmeden geliyor.

Kıskançlık ve duygusal şiddet arasındaki o çizgi öyle ince ve biz aşktan öyle gözümüzü kapatıyoruz ki bir anda kaynayan suyun ortasında buluyoruz kendimizi.

Kendinizi kaynayan suda bulmamak için farkındalığınızı artırın.
Kızlarınıza kadına şiddetin sadece fiziksel şiddet olmadığını öğretin.
Oğullarınıza sevmenin sahip olmak olmadığını, güvenmenin önemini ve kişisel sınırları anlatın.

“Kadına Şiddet” konuşarak çözülecek.
“Kadına Şiddet” anlatarak çözülecek.
“Kadına Şiddet” kaynamamayı öğrenince çözülecek.

Düşüncelerinizi bana yazın.
Konuşalım gelişelim.

11.01.2019 – Mahmure.com

Gizem Aydoğan

Facebook ve Instagram hesaplarımı takip etmeyi unutmayın 🙂